AHA - İSTANBUL / “8 Mart Dünya Kadınlar Günü, ABD’nin New York şehrinde dokuma işçilerinin daha iyi çalışma koşulları için greve başlamasından doğmuş bir ‘emekçi hareketi’dir. 8 Mart, emekçi kadınların direniş simgesidir.
Türkiye’de bu özel gün, hep kadın sorunlarının dillendirildiği, çözüm arandığı platform olarak ele alınmaktadır. Bu bağlamda ülkemizde kadın sorunları içinde en önemlisi, kadına yönelik şiddettir. Ülkemizde kadınların neredeyse yarısı şiddete maruz kalmaktadır. Şiddet, özellikle de kadına şiddet, insanlık suçudur ve affedilemez.
Türkiye'de aile içi şiddete uğrayanların korunması için gerekli tedbirlerin alınması için 'Ailenin Korunmasına Dair Kanun', 1998'de yürürlüğe girmiş olmasına rağmen, günümüzde koruma talep eden kadınlarımız bile korunamamaktadır.
Kız çocuklarının eğitiminin önündeki engeller hala aşılabilmiş değildir. Bir çok ailenin kızlarını erken yaşta evlendirmeyi, okutmaktan daha önemli görmesi, önemli bir sosyal yaramızdır.
Ülkemizde kadınların iş gücüne katılım oranları son derece düşüktür. Çalışmak isteyen kadınlarımız ya iş sahasından dışlanmakta, ya da çalışıyorlarsa işten çıkartılmaktadır.
Ülkemizde kadınlar, nüfusun yarısını oluşturmasına, pek çok Avrupa ülkesinden önce seçme ve seçilme hakkını kazanmasına rağmen Parlamento’da hak ettikleri kadar yer alamamaktadır.
Kadınlarımız, kimi zaman eşlerinin kimi zaman babalarının kimi zaman patronlarının, kimi zaman da sokakta yürüyen bir erkeğin cephe aldığı kişiler olmakta, eğitimsizliğin faturasını ödemektedirler.
Atatürk’ün bıraktığı çağdaş Türkiye, yazık ki her gün geriye götürülmekte, kadınlarımız yeniden kara çarşafların, peçelerin gölgesine sıkıştırılmak istenmektedir.
Günümüzde bile çok eşliliğe, şiddete, iş yerinde ayrımcılığa ses çıkartmayan kadınların sayısı her geçen gün artmaktadır. Oysa Türkiye’de Medeni Kanun, 17 Şubat 1926’da kabul edilmiştir.
Eşit değerde iş için kadın ve erkek işçiler arasında ücret eşitliğini sağlayan ILO sözleşmesi 1966’da onaylanmıştır. Türkiye, Birleşmiş Milletler Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi'ni 1985’te imzalamıştır.
Bütün bunlara rağmen kadınlarımız hala töre cinayetlerine maruz kalmakta, kızlarımız ilkokula bile gönderilmemekte, adalet arayan kadınlarımız karakollarda dahi şiddete maruz kalmaktadır.
Bunların önlenmesi için kadınlarımız Atatürk’ün açtığı yolda halkımızı aydınlatmalı, kadınların aşağıya çekilmesine asla izin vermemelidir.
8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutluyor, ülkemizi daha çağdaş, aydınlık günlere yine kadınlarımızın taşıyacağını biliyor, tüm kadınlarımızı sevgi ve saygıyla selamlıyorum.”


YORUMLAR