AHA-İSTANBUL Abdülhakim Beki, herkesin ‘nasıl olsa düzelir’ mantığından kurtulması gerektiğini söyledi.
Ümraniye Belediyesi’nin düzenlediği ‘Sosyoloji Sohbetleri’ isimli programa konuşmacı olarak katılan sosyolog Dr. Abdülhakim Beki, bireylerin toplumsal sorunlara karşı takındığı tutumları irdeledi. Ümraniye Belediyesi Kültür Merkezi’nde düzenlenen konferansa, konukların toplumsal sorunlara olan duyarlılığını sorarak başlayan Beki, bazı konukların cevaplarıyla ilgili değerlendirmelerde bulundu. Daha sonra birey-toplum ilişkileri üzerine sosyolojik yorumlar yapan Beki, bazı toplumlardan örnekler verdi.
BİREY, TOPLUMSAL SORUNLARA DUYARLI OLMALI
Daha sonra toplumsal bazı sorunlara değinen sosyolog Dr. Abdülhakim Beki, aile ve yakın çevreden kaynaklanan çeşitli sorunların olduğuna dikkat çekti. Beki, bireyin yaşadığımız çağda toplumsal sorunlara duyarsız kaldığının gözlemlendiğini ifade etti. ‘Nasıl olsa çözülür’ anlayışı ile sorunların çözümü noktasında gerekli duyarlılık ve çabanın sarf dilmediğini anımsatan Beki, bu anlayışın söz konusu sorunların yaygınlaşmasına zemin hazırladığını hatırlattı. Beki, şunları söyledi:
NASIL OLSA ÇÖZÜLÜR’ ANLAYIŞINDAN VAZGEÇMELİYİZ
Birey, yaşadığımız çağda toplumsal sorunlara karşı çok duyarsız kalabiliyor. Toplumumuzda bunun örneklerini görüyoruz. Örneğin bugün metropollerde, köprü altları ve diğer bazı mekânlarda azımsanmayacak sayıda sokak çocuğu var. Ülke genelinde 41 bin sokak çocuğunun olduğundan söz ediliyor. Bu rakamın %90’ı İstanbul’a ait. Yine kimsesiz ve yardıma muhtaç insanların sokak ve topluma açık diğer alanlarda mevcut olduğuna şahit oluyoruz. Ne yazık ki, bu konuda verilen en klasik tepki ‘nasıl olsa birileri sahip çıkar’ anlayışıdır. Yine diğer bazı toplumsal sorunlara ‘nasıl olsa birileri çözer’ diye bakılıyor. Bireyler, ‘ben ne yapabilirim, nasıl katkıda bulunabilirim’ sorusunu sormuyor. Hep sorunla birilerinin ilgilendiğini düşünerek, o sorundan kendisini soyutluyor. Oysa birey, uygun olan en pratik biçimde o soruna çözüm bulmak amacıyla nasıl bir katkıda bulunabileceğini sorgulamalı. Bu noktada görev yapan kurum veya sivil toplum kuruluşlarına katkıda bulunarak çözümün sağlanmasında aktif rol almalı. Bu ve buna benzer tüm sorunların çözümü ancak bireylerin sağduyuları ve sorumluluk bilinçlerinin artmasıyla mümkün olabilir.’
Nasıl Olsa çözülür Demekten Vazgeçmeliyiz