AHA- Türkiye’ye en üst düzeyde hizmet eden, Türkiye’nin yetiştirdiği değerleri grup üyeleri ve birbirinden seçkin misafirleri ile buluşturan Suriçi Grubu İstanbul Toplantılarının 2012 Mart ayı konuğu T.C Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Prof. Dr. Mustafa İsen oldu.
T.C Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Prof Dr. Mustafa İsen’in kıymetli eşleri Reyhan İsen ile birlikte katıldığı programın önemli ve renkli misafirleri vardı. Ak Parti İstanbul Milletvekili İdris Güllüce, Prof. İskender Pala, Prof. Mustafa Ilıcalı, Çorum Valisi Nurullah Çakır, Suriçi Grubu Danışmanı Beşiktaş Kaymakamı Sadettin Yücel ve kıymetli eşleri, Fatih Kaymakamı Hasan Karakaş, Prof. Dr. Adnan Yüksel, İBB Danışmanı Hüseyin Öztürk, Bahçelievler Kaymakamı Şevket Cinbir, CHP İstanbul Milletvekili Faik Tunay. Eski milletvekillerinden Hüseyin Kansu, İl Özel İdare Gnl. Sekr. Yard. Ümit Ünal, İBB Daire Başkanları, İBB İştirakleri Müdürleri Avni Aşık, Abdurrahman Şen, Ziraat Bankası Avrp. Blg. Müd. Süleyman Güven, Kenan Bozkurt ve Bankla Müdürleri. Başbakanlık ve Bakanlıklara Bağlı Müdürler Tevfik Usta, Fahri Paslı, Binali Şimşek, Prof. Dr. Ahmet Emre Bilgili. Doç. Kahraman Emmioğlu, Prof. Dr. Saffet Tüzgen, Dr.Özgül Sertbaş, TUSKON Gen. Bşk. Fuat Özbekli. Suriçi Grubu Bşk. Yrd. Mustafa Aktaş. Çeşitli üniversitelerin öğretim üyeleri. Siyasi parti temsilcileri. İstanbul İlçe Kaymakamları, İlçe milli eğitim müdürleri, İlçe Belediye Başkan Yardımcıları, İlçe Belediye Meclis Üyeleri, İl Genel Meclis Üyeleri, Meslek Oda Başkanları ve Yönetimleri, Sivil Toplum Kuruluşu Başkanları ve Yönetimleri, İş adamları, Kültür ve Sanat camiası, Fatih İlçesinin Mahalle Muhtarları ile çok sayıda ulusal ve yerel basın mensubu toplantıda hazır bulundu.
Suriçi Grubu Genel Koordinatörü İbrahim Biçer’in sunuculuğunu yaptığı program Topkapı Akgün Otelinin Balo Salonunda Saat 10.00 da Suriçi Grubu Platformu Başkanı Nedim Abi’nin konuşması ile başladı.
Suriçi Grubu Başkanı Nedim Abi açılış konuşmasında salonu hınca hınç dolduran davetlilere hitaben şunları söyledi;
Kıymetli, muhterem misafirlerimiz sultanların şehri şehirlerin sultanı İstanbul’umuza hoş geldiniz.
Halen medeniyet hatırasının hafızasındaki izleri ile yaşamını idame ettiren bir milletin evlatları olarak, aynı zamanda müstakbel bir medeniyetin de tahayyülü, tecessüsü ve gayreti içindeyiz. Bu gayretlerin arzu edilen hedefe beklenen zaman dilimi içerisinde ulaşması, eminim ki hepimizin ortak sorumluluğudur. Gerek hatırımızdaki, gerekse hayalimizdeki medeniyet; kültürümüz ve tabi ki kültürümüzü zenginleştirme gayretleri ile iltisaklıdır.
Zira tarihimiz boyunca edindiklerimiz, öğrendiklerimiz ve ürettiklerimizin bir bileşkesi olan kültürümüz bir taraftan korumayı gerektirirken aynı zamanda geliştirilmeyi de öngörmektedir. Hatırlayalım ki, iki günü birbirine denk olan ziyandadır.
Özellikle dikkatlere sunmak istediğim bir husus da; bütün milletler için tüm zamanlarda kültürel intikalde, anne ve aile kavramının en önemli köprü olmasıdır. Ve bu köprü çok özenle korunmalı gerektiğinde tadil ve tamir edilmelidir. Aksi takdirde, altında geçen suyun debisinin yüksekliği, rüsubatın yoğunluğu ve tabi ki üstündeki kullanımın dikkatsizliği ölçüsünde yıpranacaktır. Yıpranmaları asgariye indirdiğimiz, bakım ve onarımlarını titiz ve istikrarlıca gerçekleştirdiğimiz ölçüde de uzun yıllar fonksiyon ve misyonunu ifa edecekleri açıktır.
Yarım asrı geçen bir süredir “ bizim tarihimizin ve bizim medeniyetimizin hülasası olan İstanbul’umuz” un pay-i tahtı Suriçi’nde, Suriçi Grubu olarak; başta kültürümüz olmak üzere medeniyetimizin yaşaması ve yaşatılması için gayretler gösterilmekte, farkındalık yaratacak çalışmalar yapılmaktadır. Biz denize döndürebileceğimiz denizyıldızlarından sorumluyuz. Döndürebildiklerimiz görev ifamızın bir ifadesidir.
Bu konuda emeğini esirgemeyen başta zat-ı ali’niz olmak üzere bütün dostlara şahsım ve topluluğumuz adına şükranlarımı sunar, hepinizi saygıyla selamlarım.
Açılış konuşmasının ardından Suriçi Grubu Yönetim Kurulu Üyesi İbrahim Biçer ’in kürsüye davet ettiği T.C Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Prof. Dr. Mustaf İsen Sanatın ve Sanatçı’nın sorunları ile toplumun sanat ve sanatçıyla buluşması için reform niteliğinde yapılması gereken öneri ve değişiklikleri slayt gösterisi eşliğinde Suriçi Grubu davetlileri paylaştı.
Mustafa İsen konuşmasında şu konulara değindi.
Türkiye'de 10 yıldan bu yana çok iyi işler yapan ve ülkeyi dünyayla yarışır hale getiren iktidarla hukuki anlamda pek çok yenilik yapıldığını ve ekonomik anlamda başarısını devam ettirdiğini belirterek, kültürel anlamda da diğer faaliyetlerle at başı giden bir hamleye ihtiyaç bulunduğunu söyledi.
İsen, gelişmiş ülkelerde devletin kültür ve sanat alanında bizzat icracı değil, destekleyen aktör konumunda olduğunu ifade ederek, kültür ve sanat faaliyetlerinin, değişik isimlere ve yönetim modellerine sahip sivil toplum, yerel yönetim, üniversiteler ve bu alanda faaliyet gösteren sivil mekanizmalar aracılığıyla yürütüldüğünü anlattı.
Dünyada, ''Sanat Konseyi'' adı altında merkezi bir yapılanmanın söz konusu olduğunu kaydeden İsen, ''Cumhuriyet döneminde devlet, kültür ve sanat alanında doğrudan hizmet sunan ve organize eden konumunda olmuş, Devlet Opera ve Balesi, Devlet Tiyatroları, Devlet Halk Dansları Toplulukları, Devlet Türk halk ve sanat müziği toplulukları gibi kuruluşlarla mevcut repertuvar ve sanat anlayışı, zaman zaman bazı başarılı idareciler elinde nispeten kaliteli bir şekilde tekrarlansa da devlet sisteminin sınırlayıcı ve bürokratik etkisi altında beklenen yaratıcı ivme kazanılamamıştır. Son 10 yılda da külli bir değişiklik gündeme gelmemiştir. Başlangıçtaki yapı aynen devam etmektedir'' dedi.
Dünya’da insani gelişmişlik sıralamasında İran’ın gerisinde 92. Sıradayız…
Türkiye'nin ekonomik bakımdan dünyanın 16. büyük ekonomisi olduğunu, kişi başına düşen milli gelir seviyesinde de 50. sırada yer aldığını belirten İsen, Türkiye'nin, insani gelişmişlik noktasında dünyada 92. sırada yer alarak İran'ın gerisinde olduğunu söyledi. Bunun, Türkiye'nin hak ettiği bir tablo olmadığını kaydeden İsen, insani gelişmişlik kriterinin daha iyi noktaya çekilebilmesi için kültür, eğitim, bilim, sanat, spor ve sağlık çalışmaları olması gerektiğini dile getirdi. Mustafa İsen, sağlık dışındaki kriterlerin envanterinin tutulamadığını ifade ederek, kültür ve sanat faaliyetlerinin ciddi envanterle desteklenmesinin önemine işaret etti. –
KÖYDES ve BELDES gibi KÜLDES gündeme gelmeli…
Prof. Dr. İsen, devletçi anlayışın sonucu olarak, yeni ve orijinal sanat anlayışlarının ortaya çıkmadığını ve bir strateji geliştirilemediğini ifade ederek, bunların çözülmesi gerektiğini söyledi. Ekonomik gelişmişlik bakımından daha aşağı olan ülkelerde kültür ve sanat yapılanmasının Türkiye'den daha iyi olduğunu belirten İsen, KÖYDES ve BELDES gibi KÜLDES diye bir projenin de gündeme gelmesi gerektiğini kaydetti. Türkiye'nin KÜLDES projesine ihtiyacı olduğunu belirten İsen, şöyle konuştu: ''Taşrada iki tip kültür merkezi var. Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın önceki yönetimler çerçevesinde tamamen farklı bir bürokrasiyle oluşturduğu kültür merkezleri var. Anadolu şehirlerinin çoğunun ortasında adeta çürük diş gibi 30 yıldan beri devam eden kültür merkezi inşaatları vardır. Artık demode olmuştur pek çok şey ama bunlar yanlış planlama içinde devam ederler. Benim önerdiğim bu değil. Küçük ölçekli çok amaçlı fonksiyon ifa eden, her beldede bir kültür merkezi var. Halk, bu merkezlerde düğününü, lise müsameresini, anma gününü, siyasi toplantısını yapacak. Yanında küçük bir kütüphanesi olacak. Küçük küçük sanat icra edilebilecek alanlardan meydana gelecek. Bu yapıldıktan sonra da bölgenin kültür ve sanatını ifa etmek üzere talep eden kişi ve kurumlara enstrüman, sahne desteği, kıyafet gibi küçük katkılarda bulunabileceğimiz mekanizma ile Anadolu'yu bir anda sanat fidanlığı haline dönüştürebiliriz.
Devlet nasıl sanat yapılacağının kararını vermemeli, bizzat icracı aktör olmamalı. Devlet toplum mühendisliği yapmayacak, 'İlla şu kültürel biçimlenme içinde olacaksın' önermesinde bulunmayacak. Merkezlerle birlikte, devlet ortamı hazırlayacak ve o toplumun doğal kanalları içinde akan kültürel yapıyı rahatlıkla ifa ve ifade edebileceği bir yapı oluşturacak.''
Devlet Koroları iyi işlemiyor, Özel Musiki cemiyetleri daha çok seyirci topluyor…
Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Mustafa İsen, devletin 1970'li yıllardan sonra halk ve sanat müziği koroları kurduğunu belirterek, ''Üzülerek ifade ediyorum, İstanbul'u hariç tutuyorum, bunlar iyi işlemedi. Elazığ'da bir devlet korusu var. Çoğu zaman konserlerinde, üzülerek ifade ediyorum, koronun sayısı seyirci sayısından daha fazladır. Bunlar Elazığ'ın kültürel yapısına da katkıda bulunmadılar. Buna karşılık Elazığ'da sivil çalışan Halk Musiki Cemiyeti var. Bunların konserlerinde de yer bulmak mümkün değil. Ben oturdukları, dernek olarak kullandıkları mekâna gittim, affedersiniz bu kelimeyi kullanacağım, it bağlasanız durmaz, kaloriferi yok, bir binanın uygun olmayan bölümünde. Çünkü o insanlar kendi maaşlarından kestikleri parayla kira veriyor, enstrümanları, kıyafetleri kendi ceplerinden alıyorlar. Şuna inanıyorum, Elazığ Devlet Korosu'ndaki iki sanatçının yıllık maliyetini bu koroya devlet katkısı olarak sunsak, elde edebileceğimiz verim, bu günkü konumlarından çok daha farklı olacaktır. Çünkü o Elazığlının ihtiyaç duyduğu bir yapı. Onlar Elazığ'ın mahalli klasiklerini derleyerek, toplumla buluşturuyorlar. Öbür tarafta olduğu gibi daha üsttenci ve farklı bir bakış açısıyla bunu gerçekleştirmeye kalktığınız zaman ortaya bir olumlu tablo çıkmıyor''
Bu alanlar toplumla buluşamıyor, Muhafazakâr Demokrasi gibi, “Muhafazakâr Estetik ve Muhafazakâr Sanatın normlarını oluşturmakla yükümlüyüz”
Devletin tiyatro, opera, bale, senfoni, korolarda kadrolu sanatçıların en az üçte birini, mesela balede yüzde 60-70'ini kullanamadığını belirtti. İsen, ''Bundan dolayı bürokratik anlayışla yönetilen, yeniliklere ve yeni nesillerin katılımına kapalı kültür ve sanat kurumlarında, güncel, yenilikçi ve sivil bakış açısıyla beklenen yaratıcı gelişmeyi hiçbir zaman görmek mümkün değil'' dedi.
Bu alanların toplumla buluşmadığını, kucaklaşmadığını, toplumun ilgisini çekecek faaliyetler ortaya koyamadığını ifade eden İsen, şöyle konuştu: ''Geçen hafta İskender Pala, şehir tiyatrolarının bir oyunu ile ilgili eleştirel bir yazı yazdı. Şehir tiyatrolarında da durum farklı değildir. Her defasında olduğu gibi bu kesimler, 'Efendim bu muhafazakâr kesim zaten sanattan anlamaz, size ne oluyor da bu işlere karışıyorsunuz, işinize bakın' der gibi bir karşılık verdiler. Kuş, tek kanadı ile uçmaz. Bu faaliyet, bu yapı yaptığı işlerin bir uygarlığa dönüştürecekse, uygarlık mutlak surette kültür ve sanatla el ele yürümek gibi bir yükümlülük çerçevesi içindedir. Muhafazakâr kesimin nasıl bir demokrasi anlayışı varsa, muhafazakâr demokrasi diye bir şeyden bahsedebiliyorsak, o zaman 'muhafazakâr estetik' ve 'muhafazakâr sanat' diye bir şeyden de bahsetmek, bunun normlarını ve yapısını oluşturmak gibi bir yükümlülük içindeyiz. Sivil inisiyatif ağırlıklı, yerel yaklaşımları, kültürün öz dinamiklerini dikkate alan kurumsal yeniden yapılanmaya ihtiyaç var.''
Kültür Sanat Konseyi kurularak devletin imkanları doğru yerlere aktarılmalı…
Prof. Dr. Mustafa İsen, devlet tiyatrolarının 2009-2010 yılında 126 milyon 313 bin 864 lira bütçeye karşılık 146 oyun, özel tiyatroların 3 milyon lira yardıma karşılık 152 oyun sahnelediğini söyledi. Sinemada da 12 milyon lira destekle 193 film çekildiğini anlatarak, ''Kadrolu bürokratik sanat anlayışından vazgeçip, çağdaş dünyadaki örnekler gibi Başbakanlığa bağlı 'Kültür Sanat Konseyi' kurulmalı ve konsey eliyle devletin imkânları doğru kanallara aktarılmalıdır.
Devletin desteği hak edene devam etmelidir'' dedi. Şehir Tiyatroları'ndaki tartışmalardan sonra bir gazetede, ''Şehir tiyatrolarında koltuk sayısı artırıldı, buna karşılık seyirci sayısı düştü'' şeklinde bir haber çıktığını anımsatan İsen, ''Ertesi gün oranın yönetmenlerinden bir tanesi çıkıp 'Bizim sayıyla işimiz olmaz, seyirci az gelmiş, çok gelmiş, kaliteden sorumluyuz' dedi. Sanki bunlar birbiriyle zıt şeyler gibi. 'Bu toplum kaliteden anlamıyor ne yapalım' der gibi bir bakış açısıyla. Bu toplum, kaliteden anlar, gerçek kaliteyi sunarsanız, seyirci sayısı da beraberinde artacaktır'' diye konuştu.
Köhnemiş yapının değiştirilme zamanı gelmiştir…
Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri İsen, artık köhnemiş yapının değiştirilmesi gerektiğini ifade ederek, konuşmasını şöyle tamamladı: ''Devlet memuru ve sanatçı mantığından muhakkak surette vazgeçmek gerekir. Artık konservatuvarlar yüzlerce öğrenci mezun ediyor. Bunların projelerini alacak, değerlendirecek ve projeleri üzerinden performansa dayalı iş yapılacak yeni yapı ortaya çıkmalıdır. Bu alanda faaliyetlerin koordine edilmesi ve işbirliğinin desteklenmesi gerekir. Türkiye'nin 21. yüzyıl kültür ve sanat stratejisinin belirlenmesi gerekir. Bu alana ayrılan kaynakların etkin ve verimli kullanılması gerekir. Bütün bunlar yapılarak, devletin kültür ve sanat alanında 'icracı aktör' konumundan mümkün olduğu ölçüde 'destekleyen aktör' konumuna çekilmesi, memur sanatçı ve bürokratik sanat kurumları anlayışına son verilmesi gerekir. Türkiye'de artık bunun potansiyeli ve altyapısı vardır.''
HABER-AHA
Suriçi Grubu Mustafa İsen’i Ağarladı