AHA- ANKARA Türk boksunu uluslar arası arenada temsil eden ilk boksörlerimizden aynı zamanda Boks Federasyonu eski Başkanı duayen boksör Hasan Rüzgar birincikuvvet.com’dan Mesut Karaağaç ile Boks’un dünü bugünü ve yarınını üzerine konuştu.
1956 yılında boksa başlayan Hasan Rüzgar 1978 yılında Boks Federasyonu’nun başına geldi. Çınar ağacı Rüzgar halen Boks adına neler yapılabileceği üzerinde çalışmalar yürütüyor. Hasan Rüzgar’ın en çok üzüldüğü nokta ise günümüzde sporcuların bu kadar fazla imkana sahip olmasına rağmen ülkemizin boks alanında adını duyuramaması.
‘O günlerde çalışma şartlarımız çok zordu’
1942’de Erzincan’da doğdum, 1956 yılında Ankara’da boksa başladım. Ortaokul öğrencisi iken arkadaşımın boks çalışmalarına katıldığını öğrendim, o yıllarda birazda yaramazdım belki de kendi gücümü ispat için ben de arkadaşıma katıldım. Amatör olarak boks hayatım başlamış oldu. Boks antrenmanlarına katıldıktan 4 ay sonra müsabakalar düzenlendi ve ilk kez ringe çıktım. İlk iki yıl hiç mağlup olmadım ki zaten boks hayatımda da çok az malubiyetim vardır. Bu yıllarda boks antrenman salonunda ip atlarken, uzun boylu arkadaşlarımızın ipi tavana değerdi. Yağmur yağdığı günler çatı da akardı. Akan yerlere salon bakıcısı kova koyardı. Çalışma şartları gerçekten çok zordu.
O zaman günümüzün imkânları yoktu.
O yıllarda yurt içinde 10 – 15 yurt dışında ise 3 – 4 müsabaka yapılırdı. Bugünkü teknik, teknoloji tesis ve araç gereç imkânı da yoktu.
Bütün bu imkansızlara rağmen; Vural İnan ve Halit Ergönül, Avrupa’da en teknik ve en dövüşken boksör kupalarını aldılar. Kemal Yalçınkaya ve Kemal Sonunur, Ordulararası Dünya Şampiyonasında (Sızun) dünya şampiyonu oldular. 1972 yılında Ankara’da yapılan Balkan Boks Şampiyonasında 48 kg. Arif Doğru, 54 kg Mehmet Kumova, 57 kg Habip Yalçın, kg Eraslan Doruk, 67 kg Celal Sandal, beş boksörümüz birden Balkan Şampiyonu oldu. Yine o yıllarda Garbis Zakaryan, İlhami Evrensel ve Cemal Kamacı, profesyonel boksta büyük başarılar sağlamış ve şampiyon olmuşlardır. (İsmini anımsayamadığım şampiyonlardan özür diliyorum.)
1963, 1972 yıllarında Ankara’da 10 kulübün iştirakiyle kulüpler arası deplasmanlı boks müsabakaları yapılıyordu. Boksörler: Acemiler, tecrübesizler ve tecrübeliler olarak 3 kategoriye ayrılmışlardı. Yine aynı amaçla 3 yaş grubuna göre, 10, 12 yaş, 13, 14, 15 ve üstü olarak ikinci grup, 15 üzeri ise 3. grup yani büyükler olarak kategoriye ayrılmışlardı. Bu gruplar arasında her hafta cumartesi ve Pazar günleri müsabakalar yapılırdı. Stajyer hakemler de bu müsabakaları yaparak olgunlaşırdı. Nitekim Ankara şampiyonu olan bokskörlere o dönemlerde gıda yardımı yapılırdı. Türkiye Şampiyonu ve ilk 3’e girenlere gıda yardımına devam ettik. Kulüpler arası Türkiye Deplasmanlı boks ligini kurduk. 10-14 yaş arasındaki sporculara boks okulları açtık. Bu etkinliklerden dolayı, aileler çocuklarını ellerinden tutup boks salonlarına getirdiklerini gördüm.
Aktif spor hayatımdan sonra Boks Antrenörlüğü yaptım
Takip eden yıllarda Ankara Bölgesi il boks temsilcisi, Boks Federasyonu Yönetim Kurulu üyesi Genel Sekreteri ve Boks Federasyonu Başkanı ve Avrupa Boks Birliği Yönetim Kurulu Gençler Komisyonu olarak Türk Boksuna aralıksız olarak, 1982 yılına kadar hizmet verdim. Boksa 27 yıl hizmet vermenin heyecanı içinde boks ile ilgimi kesmedim, bir dönem Suudi Arabistan Cidde Beykişebap Boks kulübünü çalıştırdım ve şampiyon yaptım.
Türk boksu fetret döneminde
Üzülerek ifade etmek isterim ki Boks Federasyonunda ki çalkantılar beni ciddi derecede üzüyor. Boksun gelişimi için ciddi çalışmalar yapılamadığı kanaatindeyim. Tam anlamıyla Türk Boksu Fetret dönemini yaşıyor. Gelişmiş ülkeler arasındaki güç gösterileri silah ile kavga ile değil spordaki başarı ile yapılıyor. Boksta iki aşama bir çalışma öngörülmeli. Öncelikle boks alt yapısını oluşturacak kulüpleri ve illerin sayısını çoğaltarak onlarla yakın ilişki içinde alt yapıyı oluşturmak gerekir. Ülke de ne kadar çok boksör olursa onların içinde de çok sayıda elit sporcu çıkacağı da ortadadır. Sporcuyu bulup çalıştırıp yetiştirme görevi kulüplere ve onlara tesis malzeme yönüyle yardım edecek il spor müdürlüklerine ihtiyaç vardır. Bunun içinde federasyonun bu birimlerle çok yakın dirsek teması içerinde olması gerekir. Tabiî ki federasyonun esas görevi boksun çağdaş ülkeler düzeyine çıkması için yurtiçi ve yurtdışı müsabakalara da önem vermesi gerekir. Günümü de boksa ilgiyi çok az görüyorum. Bu da beni çok üzüyor çünkü geçmişte yapılan önemli müsabakalarda önemli bir bilet parasına rağmen seyirci salonlara sığmazdı basında hemen her gün boks hakkında yazılar çıkıyordu. Günümüzde müsabakalar biletsiz olduğu halde salondaki seyirciler sadece boksörlerin yakınları bu da üzüntü verici bir durum.
HABER: Mesut Karaağaç
Boks'un Dünü, Bugünü Ve Yarını...