şehirler Kimliğimizin Oluşmasında Vazgeçilmez Olgulardandır.
AHA-İSTANBUL
Barcelo Eresin Topkapı Otel’de gerçekleşen kahvaltılı toplantının konuşmacı konuğu olan Fatih Belediye Başkanı Mustafa Demir’in yanı sıra İstanbul eski Milletvekili Hüseyin Kansu, Beşiktaş Kaymakamı Sadettin Yücel, Bakırköy Kaymakamı Dursun Ali Şahin, Arnavutköy Kaymakamı Hürrem Aksoy, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Teftiş Kurulu Başkanı Süleyman Kahraman, Zabıta Daire Başkanı Mustafa Tahmaz, AK Parti Fatih İlçe Başkanı Ahmet Baha Öğütken, Belediye Başkan Yardımcıları, belediye meclis üyeleri, yönetmen Mesut Uçakan ve davetliler katıldı.
Protokolun selamlama konuşmalarının ardından kürsüye gelen Başkan Mustafa Demir, “İstanbul’un hele ki Sur içi Fatih’in dünyanın en güzel yeri olduğunu düşünüyor ve dün olduğu gibi bugün de dünyanın çekim merkezi olması yönünde çaba sarf ediyoruz. Ecdadın emaneti olan bu güzel yeri, bugünün ve yarının Fatihlileri’ne layık bir yer haline getirme çabası içerisindeyiz” dedi. 2004 yılından beri Fatih’in gözle görülür, elle tutulur değişim yaşadığına dikkat çeken Demir, O yıllarda şöyle bir anlayış vardı: “Burada daha ne yapılabilir ki?” Yani Fatih’in tüm altyapı sorunları bitmiş, çöp, çamur ve çukurdan başka bir şey yapılamaz denirken göreve geldiklerinde ilk iş olarak Fatih’in imar planını hazırladıklarını ve 2005 yılında imar planlarını oluşturduklarını, bunu da dünyanın her tarafından görülebilecek şekilde internette web sayfasında yayınlayarak şeffaf hale getirdiklerini anlattı.
Başkan Demir, planları oluştururken, iki unsura çok dikkat ettiklerini ve bunlar arasında dengeyi korumaya çalıştıklarını bunun da “kent ve insan” olduğunu söyledi.
Geçmişten günümüze şehirlerin oluşum sürecini kısaca özetleyen Demir, “Elbette siz mükemmel şehirler kurabilirsiniz… Parklarıyla, kültür alanlarıyla, çarşılarıyla şehircilik şaheserleri oluşturabilirsiniz, ancak, insan unsurunu ihmal ederseniz, meydana getirdiğiniz şehri yaşatamazsınız. İşte bu nedenle biz, bir yandan Fatih’in sorunlarını çözmeye odaklanırken, diğer yandan da insanımızı kentlilik bilinci yüksek, yaşadığı yere sahip çıkan, kültürlü, çevresine duyarlı bireyler haline gelmesi gayreti içerisinde çalıştık. Şehirler kimliğimizin oluşmasında vazgeçilmez olgularındandır.”
Fatih’in zengin tarihine sahip çıkmak için tarihi eserlerin restore edildiğini anlatan Demir, halen restorasyon çalışması süren onlarca projenin var olduğunu söyledi. Fatih’teki tüm eserlerin bir envanterini çıkardıklarını belirten Başkan Mustafa Demir, “15,6 km2’lik bu alanda, nerede hangi eser var, hangileri yok oldu veya ne durumda artık biliyoruz ve takip ediyoruz. Restorasyon çalışmalarının bir kısmını belediyemiz kaynakları ile yapıyor; bazı büyük projeler için ise Vakıflar’dan, İl Özel İdaresi’nden, Kültür ve Turizm Bakanlığı kaynaklarından, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nden, 2010 Ajansı kaynaklarından ve AB fonlarından yararlanıyoruz.” dedi. Demir, restore edilen eserleri yaşatabilmek için de onlara yeni ve günümüzün ihtiyaçlarına göre yeni fonksiyonlar kazandırıldığını vurguladı.
Bugün gelinen noktada Fatih’in çehresinin son 6 yılda yıl da inanılmaz değiştiğini vurgulayan Demir, değişimin izlerini, Fatih’te herhangi bir yöne doğru 300-500 metre yüründüğünde görebileceğini, değişim tamamen başkalaşım demek olmadığını, özünü ve ruhunu koruyarak, hatta aslına sirayet ederek, yenilenmek anlamına geldiğine dikkat çekti.
Tarihi Yarımada Fatih’in, Avrupa’nın 2010 yılı Kültür Başkenti olmadan önce, Roma, Bizans ve Osmanlı’nın taht şehri olduğunu ve dünyayı kendine hayran bırakan nadide eserlerle süslendiğini anlattı. Demir, her yıl milyonlarca insanın bu nadide eserleri görmeye geldiğini ancak hemen yanı başında yapılan çarpık yapılaşma sonucu oluşan ve bu eserlere gölge düşüren birçok yapı ile karşılaştıklarını hatırlattı.
Başkan Demir, Fatih’te birçok yerde bu çarpık yapılaşma ile karşılaşıldığını 2010 Avrupa Kültür Başkenti olan ve dünyaya hükmetmiş bu topraklara yakışmayan görüntülerin düzeltilmesine yönelik çalışmalar yaptıklarını söyledi. Halk arasında Sulukule olarak bilinen Neslişah ve Hatice Sultan Mahallesi’nde tarihi kent dokusuyla uyumlu, Tarihi Yarımada’nın kentsel ve mimari mirasına uygun sağlıklı binalarla ve altyapıyla yenilenmesi amacıyla başlattıkları projenin devam ettiğini anlattı.
Sulukule’de işgalciler dahil kimsenin zor durumda bırakılmamasına çalıştıklarını, ancak yine de projenin kamuoyuna farklı şekilde yansıtıldığını belirten Demir, bölge halkının ekonomik, sosyal ve kültürel durumları itibarı ile sosyal bir proje olarak tasarladıklarını, başlangıcından itibaren bölge halkı ile görüşmeler sonucunda projenin 19 kez revize edildiğini anlattı. Demir, projenin sosyal bir proje olarak hayata geçebilmesinin ancak kamu desteği ile mümkün olabileceğini, bu konuda yatırım yapan ve kamu kuruluşu olan İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve TOKİ ile birlikte çalıştıklarını dile getirdi.
Demir, Sulukule’de yasal olarak mülkü (konut-işyeri) bulunan herkese buradan birer mülk verildiğini, kiracı olan herkese de TOKİ’nin İstanbul’un Arnavutköy Taşoluk’ta yapmış olduğu sosyal konutlardan kira öder gibi aylık taksitlerle konut edinme hakkı verildiğini anlattı. Demir, projeyle 2011 yılı ortalarında tarihi ve kültürel değerleri koruyan, çağdaş yaşam standartlarının öne çıktığı konutların ortaya çıkacağını belirtti.
Fener-Balat-Ayvansaray yenileme projesi hakkında da bilgi veren Demir, “Bu bölge tarih boyunca birçok medeniyete ve önemli olaya ev sahipliği yaptı. Halen bu semtler, anıtsal ve tarihi değerlerinin yanı sıra dini ve kültürel önemi olan yapılarıyla turistlerin yoğun ilgi gösterdiği merkezlerin başında gelmektedir.”
Başkan Demir, Fatih Belediyesi’nin, 5366 sayılı Yıpranan Tarihi ve Kültürel Taşınmaz Varlıkların Yenilenerek Korunması ve Yaşatılarak Kullanılması Hakkında Kanun ve ilgili yönetmeliğe dayanarak, 2005 yılında bölgeyi Yenileme Bölgesi ilan edildiğini, 2006 yılında Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe girdiğini anlattı. Proje alanını görüntülerle anlatan Demir, Fener, Balat, Ayvansaray Yenileme Projesi, kültürel ve tarihsel mirası korumayı ve gelecek kuşaklara aktarmayı hedefleyen bir anlayışla, alanın fiziki yapısının yenilenmesini, çevresel şartların iyileştirilmesini ve alanın potansiyeline uygun biçimde kent ile entegrasyonunun sağlanmasının hedeflendiğini söyledi. Demir, bölgede mülk sahibi olan ve alanda yaşayanları proje konusunda bilgilendirmek amacı ile toplantılar düzenlediklerini ve beklentileri doğrultusunda projenin şekillendirildiğini belirtti.
Fatih Belediyesi olarak Vatan Caddesi de dahil olmak üzere şehrin çehresini yenilendiğini belirten Demir, Kentsel Tasarım projesi adı verilen çalışmayla, bina cephelerinde boya renginden, tabela dizaynına, tente şekillerine ve rengine kadar bina dış cephesine ait tüm detaylarla ilgili mimari tasarımlar oluşturulduğunu anlattı.
Benzer bir çalışmayı Kadınlar Pazarı Meydanı’nda de gerçekleştirdiklerini anlatan Demir, bölgede bir kültür ve gastronomi merkezi olmak üzere meydan ve yeşil alan düzenlenmesi yapıldığını söyledi. Daha önce açıkta ve sağlıksız koşullarda et, peynir, bal gibi yöresel ürünlerin satıldığı bir pazar olduğunu, pazarın tarihi dokusu ve güzelliğinin ortaya çıkarılması için meydana ve Valens (Bozdoğan) Kemerine bakan toplam 72 yapıda cephe sağlıklaştırılması yapıldığını aktardı. Meydanın cephe sağlıklaştırma çalışmasının projelerini Büyükşehir Belediyesi ile gerçekleştirildiğini, uygulama çalışmalarının ise İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansının kaynakları ile yapıldığını söyledi. Demir, bugün bu meydanın yurtdışından gelen dostlarınızı dahi rahatlıkla götürebileceğiniz, otantik lezzetlerin bulunduğu, bir gurme merkezine dönüşmeye başladığını söyledi. Aynı şekilde, At Pazarı’nın meydanla ilgili düzenleme çalışmalarının yapıldığını ve cepheleriyle birlikte yepyeni bir meydan haline dönüştüğünü belirtti.
Bir şehri yaşanır kılan unsurlardan birinin de o şehirde yer alan meydanlar, park ve bahçeler gibi sosyal alanlar olduğunu ifade eden Demir, Tarihi Suriçi’ne kurulmuş olan Fatih’in yeşil alanlarının sınırlı olduğunu söyledi. Başkan Mustafa Demir, bu imkansızlıkları aşmak amacıyla 6 yılda 150 bin m2 olan yeşil alan miktarını, 416.781 m2’ye çıkarmayı başardıklarını dile getirdi. Fatih’in yeşil alan miktarını iki katına çıkarmalarına rağmen dünya standartlarının çok altında kaldığını söyleyen Demir, 13 adet yeni park yaptıklarını ve 33 parkın da revize edildiğini söyledi.
Kısa bir süre önce Fatih’e, Ramazan Efendi ve Hekimoğlu Ali Paşa Parkı gibi iki büyük park kazandırdıklarını hatırlatan Demir, “Bu parklar sayesinde hem bulundukları çevre bir sosyal alana ve buluşma merkezine dönüştü hem de çevresine değer kazandırdı. Ayrıca Hekimoğlu Ali Paşa Camii gibi değerli bir eser de etrafı açıldığı için daha fazla ön plana çıktı. Mesela burada daha önce metruk tamirhaneler vardı. Arazisi Vakıflar Müdürlüğü’ne ait olan bu 6500 m2’lik alanı mezbelelik olmaktan kurtarıp, halkımızın hizmetine sunduk.”dedi.
Hastaneler bölgesi olan Fatih’te belediyenin sağlık yatırımlarından da bahseden Demir, ülkemizin en önemli üniversite, devlet ve vakıf hastanelerinin ilçe sınırları içerisinde yer almasına rağmen ilk kademe sağlık hizmeti veren Sağlık Ocağı sayısında eksik kaldığını söyledi. Demir, 2004 senesinde sadece 2 sağlık ocağı bulunan Fatih’in, bugün 20 sağlık ocağına sahip olduğunu ve bunların da belediye tarafından yapıldığını söyledi. İlçe genelinde hedeflenen 24 sağlık ocağı sayısına ulaşılmasına çalıştıklarını belirten Demir, Fatih’te sağlık hizmetlerinde AB standartlarının yakalanacağını anlattı. Demir, Sağlık ocağı başına 20 bin, doktor başına 4000 kişinin düşmesiyle birlikte Hükümetin Aile Hekimliği programı için çok önemli bir temel oluşturacağını, yanı sıra hastanelerde yığılmanın da önen geçileceğini belirtti.
Fatih Belediye Başkanı Mustafa Demir’in konuşmasının sonunda Suriçi Gurubu adına İstanbul Büyükşehir Belediyesi Teftiş Kurulu Başkanı Süleyman Kahraman tarafından teşekkür plaketi verildi.