Gölbaşı Alperen Ocaklarından İdeolojik (hsyk) Kurula Tepki
AHA-ADIYAMAN-Erzurum Özel Yetkili Savcısı Osman Şanal'ın,Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı İlhan Cihaner'i ‘'Ergenekon terör örgütü üyeliği'’nden tutuklanmasını talep etmesi ve Erzurum 2.Ağır Ceza Mahkemesi tarafınca tutuklanmasının ardından Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nu (HSYK) Erzurum'daki Ergenekon soruşturmasını yürüten Özel Yetkili Başsavcı Vekili Tarık Gür, savcılar Rasim Karakullukçu, Mehmet Yazıcı ve Osman Şanal'ın yetkileri alındı. Başsavcı Sinan Kuş'la birlikte adı geçen ilgililer hakkında suç duyurusunda bulunulması kararlaştırıldı.
Daha önce Ergenekon soruşturmasını yürüten savcıları görevden almaya çalışan HSYK, bu kez Cihaner için devreye girdi. Yargıtay Birinci Başkanlar Kurulu, Danıştay ve Yargıtay Başsavcılığı HSYK'ya destek veren açıklamalarla gündeme geldi.Yargıtay Başkanı Hasan Gerçeker, kararın hukuka uygun olduğunu söylemiş; Danıştay Başkanı Mustafa Birden de yazılı bir açıklama yaparak, "HSYK'ya olan güvenimiz tamdır" demiştir.
Hz.Ali (ra.) şöyle buyurmuştur:’’Adaletin olmadığı yerde hiçbir şeyden bahsedilemez.’’ Hukuk, hepimiz için hava gibi,su gibi en hayati meselemizdir.Kanunlar ve hukukçular demokrasi dışı güçlerin,hiçbir siyasi ve ideolojik görüşün etki alanında kalmamalıdır. Hukuk, statükonun savunucusu olmamalıdır.Hukuçular,bu tür girişimleri elinin tersi ile itmelidir.
Birilerinin 'İstemezük' mantığıyla her icraata karşı çıkması darbe Anayasaları'nın sonucudur.2007 yılındaki Cumhurbaşkanlığı seçimindeki 367 ilkelliği,411 oyla kabul edilen; üniversitelerde başörtüsünü serbest bırakan değişikliğin iptali,Danıştay’ın katsayı kararı bunlara kötü örnekler teşkil etmektedir.
1991 Yılında dönemin Adalet Bakanı Mehmet Moğultay,Adalet Bakanlığına personel alımında şunları söylemiştir:’’Ben tabiî ki kendimden olanları alacağım. Ülkücülerden mi alacaktım’’ demiştir.Hukuk sistemi kaybedilecek bir kale asla değildir. Adalet sistemi birilerinin arka bahçesi olmaktan bir an önce kurtarılmalıdır. Ve bu hukukçular tarafından sağlanmalıdır.Her seferinde Yargı siyasallaşıyor kelamına sarılan Ana muhalefet Lideri,Hukuk üzerinden tehditler savuruyorsa bu şu gerçeği gözler önüne sergilemektedir : KADROLAŞMA.
Alperen ocakları olarak biz Habur’a Hakim ve Savcı götürülmesine de karşıyız.Bu olay bizi ve Milletimizi derinden üzmüştür.Diğer taraftan kanunların vermiş olduğu yetkiyi kullanarak işini yaparken görevden alınmalar evrensel hukuk normlarına da aykırıdır.Savcılarımızın yetkililerinin alınması ideolojik bir karardır.Bu ise daha vahimdir.Karanlık iş ve oluşumları araştırırken yetkileri alınan Savcılarımıza sahip çıkılmalı,yeni Ferhat Sarıkaya’lar örneği yaşanmamalıdır.
2007 Yılında kalesinde 367 golünü gören iktidar maalesef sivil bir anayasa çıkarmayarak olabilecek demokrasi dışı olaylar karşısında mağduriyet psikolojisine sarılarak kaybedeceği oyları tekrar alma gayreti içine girmektedir. Açılımla kaybedilen imaj bu olayla tekrar kazanılmak istenmektedir.Mağduriyet psikolojisine sarılmadan,şikayetçi olmadan bir an önce sivil anayasa çıkarılmalıdır.Mecliste mutabakat aranmalı,olmuyorsa referanduma gidilmeli.Türkiye’nin kangren olmuş bir çok meselesi sivil anayasa ile kendiliğinden çözüme kavuşacaktır.
(Mahir ALAN)